Japonya’nın en küçük ilçesi olan Warabi’nin isminin ‘Warabistan’ olmasının hikayesidir, Kürtlerin Japonya macerası.

90’lı yılların başlarında topraklarını terk etmek zorunda kalan Maraşlı iki Kürt’ün Japonya’ya ayak basması ile başlıyor hikaye. Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı vahşetten payını alan bu iki Kürt, herkes gibi önce Avrupa’ya gidiyor; sınırdışı edilince de bir İranlının tavsiyesiyle Japonya üzerinden Avustralya’ya geçmek için Tokyo’ya ulaşıyorlar. İşler umdukları gibi gitmeyince ise Tokyo’da kalıyorlar.

1992’de iki kişiyle başlayan bu serüven, 2016 yılında yaklaşık 2 bin kişi ile devam ediyor. Bu süre zarfında birçok zorluğa ve haksızlığa uğrayan Kürtler, hiçbir yasal hakları olmamasına rağmen kendilerine tamamen yabancı olan Japonya’da hayat kurmaya çalışıyor.

 

Tamamına yakını mülteci

Japonya’nın Saitama Eyaleti’ne bağlı Kawaguchi ilçesinde yaşayan Kürtler, bilinenin aksine Warabi’de yaşamıyor. Daha çok Warabi Tren Garı’nı kullandıkları ve istasyon etrafında gruplar halinde gezdikleri için Japonlar tarafından Warabi ile özdeşleştirilmiş durumdalar. Tamamına yakını mülteci olarak sığınma talebinde bulunmuş ve büyük çoğunluğu Karihomen isimli bir evrağa sahip.* Kalan azınlık ise 6 aylık vizelerle ülkede kalabiliyor. Karihomen, tam olarak Türkçe karşılığı olmayan bir belge ve bu belge sahibinin çalışması, ev kiralaması veya herhangi bir şey satın alması yasak. 

 

Yasaklara rağmen 

Karihomen evrakı ile barınanlar, iki ayda bir evraklarını Göçmen Bürosu’na mühürletmek zorunda. Göçmen Bürosu’nun keyfi uygulamaları ve yasal mevzuatın zorluğundan kaynaklı Karihomen belgesi ile burada kalanlar sık sık kamplara (koşulları itibarıyla hapishanelere benziyor) konuluyor. Herhangi bir sağlık veya seyahat hakkı bulunmayan bu büyük çoğunluğun çalışması da yasak. 

 

Çoğu inşaat işinde

Çalışabilenler ise ağırlıklı olarak ağır inşaat işleri yapıyor.  Zamanla Kürtler, kendi işyerlerini, hatta inşaat şirketlerini de açmaya başlamış. 50’ye yakın inşaat firması açan Kürtler, kendi ekonomilerini oluşturmuş ve işçilik sorunlarını çözmüş. Daha önceleri Japonlarla çalışmak zorunda kaldıklarını ve birçok baskıya maruz kaldıklarını, dil bilmedikleri için zorlandıklarını belirten Kürtler, kendi işyerlerinde çalışmanın daha rahat olduğunu ifade ediyor. 

 

‘Parklarda uyuyorduk’

Japonya’ya ilk gelenlerden biri Hüseyin Gül. İlk zamanlar çok sorun yaşadıklarını ve parklarda uyumak zorunda kaldıklarını anlatan Gül, devam ediyor: “1992 yılında Japonya’ya geldim. Sanırım 24 yıldır buradayım. İlk zamanlar beş altı arkadaştık. Dil bilmiyorduk ve ne yapacağımızla ilgili bir fikrimiz yoktu. Kiralayacak ev bulamıyorduk, ev bulsak kira için verecek paramız yoktu. Birkaç ay parklarda kaldık, daha sonra bir ev tuttuk. Sayımız 12’yi bulmuştu. 12 kişi, tek odalı bir evde sırayla uyuyorduk, çünkü herkesin uzanması için yeterli bir alan yoktu.” 

 

Toz şeker yerine çamaşır tozu

Evin balkonunu muşambayla kapatıp soğuk suyla banyo yapmak zorunda kaldıklarını anlatan Gül, en büyük sorunun ise iş bulmak olduğunu kaydedir. Dil bilmemenin de ciddi zorluklar yarattığını belirten Gül, bunu da şöyle anlatıyor: “Japon alfabesinin faklı olmasından dolayı trenlere bile binemiyorduk. Hepimiz kaçaktık ve trene bindiğimizde polis bizi yakalar korkusu da vardı. Büyük caddelerde ve istasyonlarda görünmemeye çalışıyorduk. İlk zamanlarda dil bilmediğimiz için yiyecekleri marketlerden ancak bakarak alabiliyorduk. Hatta bir keresinde toz şeker yerine çamaşır tozu aldığımızı hatırlıyorum.” 

Derneklerini de kurdular 

Yaklaşık 25 yıllık zamanda Japonya’daki Kürtler, birçok alanda örgütlendi. 2013 yılında bir grup Kürt gencinin dernek kurması ile Kürtlerin Japonya macerası, başka bir boyut kazandı. Sosyal ve siyasal çalışmalar yapan Kürt Kültür Derneği, Japonya’da yaşayan Kürtlerin sığınacağı ve özgürlük mücadelesini Japon kamuoyuna ve uluslararası kamuoyuna anlatacağı bir çatı haline geldi. 

 

Üniversite öğrencileri öncülük etti

Derneğin kurucularından ve yöneticilerinden olan Yılmaz Uçar, dernekleşme sürecini şöyle anlatıyor: “Japonya’ya geldiğim zaman resmi olmamakla beraber bir dernek girişimi vardı ama gerekli resmi altyapı olmadığı için işlev göremiyordu. Daha sonra da kapandı. Kürdistan’dan son dönemde gelen ve genelde üniversite okumuş gençler, böyle bir girişimde bulunmak istediklerini belirtti ve derneği beraber resmi olarak 2013 yılında açtık.” 

Enkaz kaldırmada gönüllü oldular

Yücel, Japonya’daki sorunlarla ilgili de duyarsız kalmadıklarını belirterek ülkenin güneyindeki Komamoto kentinde meydana gelen depremde zarar gören insanlar için de hem gıda ve maddi yardım çalışması yaptıklarını hem de enkaz kaldırma çalışmalarında gönüllü olduklarını anlatıyor.

 

Erkekler inşaatta, kadınlar yemek sektöründe

Japonya’daki Kürt nüfusun büyük çoğunluğu gençlerden oluşurken hemen hemen hepsi inşaat işlerinde çalışıyor. Kadınlar ise yeni yeni çalışmaya başlıyorlar; daha çok yemek sektöründe kendilerine iş bulabiliyorlar. Kadınların çoğu dil bilmedikleri ve çocuklarla ilgilendikleri için çalışamadıklarını belirtiyor. Haftanın her günü çok erken saatlerde uyanıp Tokyo, Saitama, Chiba, Kanagawa gibi eyaletlere dağılıp bina kırım işlerinde çalışıyorlar. 

Bütün zamanlarını iş ve yolda geçiren gençler, dinlenmek ve eğlenmek içinse genelde yaşadıkları yerlerde açtıkları kebap dükkanlarını tercih ediyor. Ayrıca dernek bünyesinde oluşturulan konserler, spor aktiviteleri ve dil kurslarına da katılıyorlar. 

 

Japonya’daki Kürt çocukları 

İki farklı kültür arasında büyüyen çocuklar ise hem Japonca hem de Kürtçe öğreniyor. Yaklaşık 120 çocuk ve genç, ilkokuldan üniversiteye kadar çeşitli kademelerde okullara gidiyor. Japonya Kürt Kültür Derneği Yöneticisi Vakkas Çolak, çocukların birbirinden çok farklı iki kültür arasında kalmaları nedeniyle hem derslerinde hem de sosyal adaptasyon sürecinde sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Çolak, “Çocukların anadillerini unutmalarını istemediğimiz için Kürtçe kursları düzenliyoruz. Aileler çocuklara Kürdistan’dan, köylerinden ve köylerindeki akrabalarından bahsediyor ama çocukların bu konuda zihinlerinde şekillenecek bir anıları yok” diyor.

kıbrıs emlak