Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF ) üyesi olan OWL bölgesi Cemevleri, OWL Demokrasi Platformu, bu platformun içinde yer alan kurumlar, Demokrati Alevi Federasyonu ( FEDA), Avrupa Arap Alevi Federasyonu ( AAAF), Suriye’de Alevilere ve azınlıklara yönelik yapılan baskı, saldırı ve katliamlara karşı sessiz kalmayan demokratik kitle örgütleri, devrimci – demokratik güçler ve Sol Parti ( Die Linke Bielefeld) örgütü 1 Şubat 2025 tarihinde Bielefeld’de kitlesel bir yürüyüş ve miting düzenlediler.

1 Şubat 2025 Cumartesi günü Bielefeld Hauptbahnhof önünde bir araya gelen kurumlar, kortejler oluşturarak mitingin yapılacağı alana yürüdüler.

”Suriye’de Barış ve Güvenlik İçin: Adil Bir Çözüm Gecikmiş Durumda” başlıklı basın açıklamasında, kurumlar adına AABF Genel Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Coşkun okudu.

Basın açıklamasında, şu ifadeler yer alıyor:

”Suriye halkı on yılı aşkın süredir savaş, zorla yerinden edilme ve şiddetle mücadele ediyor. Bu çatışma, insanlık dışı acılar yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda ülkenin toplumsal yapısını da derinden sarstı. Özellikle Aleviler, Kürtler, Êzîdîler, Hristiyanlar, Süryaniler ve Dürzîler, sistematik baskı ve saldırılarla karşı karşıya.

IŞİD, Suriye Milli Ordusu (SMO), Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve diğer aşırılıkçı grupların işlediği katliamlar ve insanlık suçları asla kabul edilemez. Bu gruplar mezhepçi politikalar güderek savunmasız sivillere saldırıyor. Dünya kamuoyu, etnik temizlik ve soykırım girişimlerine karşı sessiz kalmamalıdır. Kim olursa olsun, bu insanlık suçları açıkça kınanmalı ve kararlılıkla önlenmelidir.

Uluslararası toplum artık kalıcı bir siyasi çözüm üretmek zorundadır. Bu çözüm adalet, eşitlik ve demokrasi temelli olmalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye’de uygulanabilecek bir federal model, tüm etnik ve dini grupların korunmasını sağlayabilir ve uzun vadeli istikrarın önünü açabilir. Ancak, bu bölgelere yönelik devam eden saldırılar, siyasi bir statü tanınmadıkça toplulukların sürekli tehdit altında kalacağını gösteriyor.

Dürzîler ve diğer etnik-dini toplulukların korunma ve eşitlik talepleri ciddiye alınmalıdır. Suriye’nin çok kültürlü ve çok dinli yapısı yok edilmemeli, aksine korunmalı ve barış içinde bir arada yaşama modeli olarak güçlendirilmelidir.

Savaşlar Neden Var? Tüm Halklara Çağrı!

Savaşlar tesadüfen çıkmaz. Bunlar, siyasi kararlar, ekonomik çıkarlar ve toplumsal manipülasyonun bir sonucudur. Milliyetçilik, dini fanatizm ve ırkçı ideolojiler, toplumları birbirine düşman etmek ve çatışmaları körüklemek için stratejik olarak kullanılır.

Bunun arkasındaki temel neden açıktır: Savaş bir ticarettir. Silah endüstrisi, doğal kaynaklar üzerindeki kontrol ve jeopolitik güç mücadeleleri, hükümetleri ve büyük şirketleri çatışmaları körüklemeye yönlendirir. Barışçıl bir dünya, silah ticaretinden, askeri müdahalelerden ve ekonomik sömürüden elde edilen kazançları azaltır.

Dinler de bu süreçte araçsallaştırılıyor. Oysa dinlerin özü sevgi, hoşgörü ve saygıdır. Ancak çoğu zaman savaşları meşrulaştırmak ve insanları fanatikleştirmek için kullanılıyorlar. İnsanlar, “adil bir dava” uğruna savaştıklarına inandırılıyor, ama aslında güçlülerin çıkarları için kullanılıyorlar.

Azınlıklar, Sömürü ve Savaşın Getirdiği Eşitsizlik

Açlık, yoksulluk ve sefalet, doğanın kaçınılmaz sonuçları değil; aksine, servetin az sayıda kişinin elinde toplanmasına yol açan bir sistemin sonucudur. Dünya, herkesi doyuracak, barındıracak ve yaşatacak kadar kaynak üretiyor. Ancak bu kaynaklar adil bir şekilde dağıtılmak yerine tekelleştiriliyor, israf ediliyor veya siyasi çıkarlar için kullanılıyor.

Savaş ve yoksulluk birbiriyle bağlantılıdır. İnsanları eğitimden, kaynaklardan ve adil fırsatlardan mahrum bırakmak, onları bağımlı hale getirir ve daha kolay yönetilebilir kılar. Silah ticaretinden milyarlar kazananlar varken, çocuklar açlıktan ölüyor. Gıda şirketleri fiyatları fahiş seviyelere çekerken, milyonlarca insan yetersiz beslenmeyle mücadele ediyor.

Mesele, yeterli kaynağımız olup olmadığı değil; bunları adilce paylaşmayı isteyip istemediğimizdir. Savaşlara harcanan milyarlar, eğitim, sağlık hizmetleri ve altyapı için kullanılabilir. Gerçek mücadele, halklar veya dinler arasında değil, sömürü düzeni ile adil ve barışçıl bir dünya arasında yaşanıyor.

İnanç Özgürlüğü: Kimsenin Senin Dininle İlgilenmemesi Gerekirken Neden Bu Kadar Önemseniyor?

İnanç, kişisel bir meseledir. Ancak tarih boyunca, inançlar insanlar arasında nefret ve bölünmeyi kışkırtmak için kullanılmıştır. Önemli olan, hangi dine mensup olduğun değil, hangi değerleri yaşattığındır: Saygı, empati, dürüstlük, yardımlaşma ve adalet.

Kim nefret yayıyorsa, bölmeyi ve yönetmeyi amaçlıyordur. Ancak buna izin vermemeliyiz! Bizi ayıran şeylere değil, insan olarak bizi birleştiren değerlere odaklanmalıyız.

Kimler Harekete Geçmeli?

Uluslararası toplum – başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve bölgedeki tüm ilgili aktörler – sorumluluklarını yerine getirmelidir:
• Suriye’deki aşırılık yanlısı gruplara yapılan mali ve askeri yardımlar derhal durdurulmalıdır.
• Radikal milisleri destekleyen veya etnik temizlikleri görmezden gelen devletler, yaptırımlarla hesap vermeye zorlanmalıdır.
• Barış müzakereleri, doğrudan etkilenen halkların iradesi yok sayılarak yürütülmemelidir; azınlıklar sürece dahil edilmelidir.

Dünya, milyonlarca insanın haklarından mahrum bırakılmasına, zorla yerinden edilmesine ve öldürülmesine daha fazla seyirci kalmamalıdır.

Barış İçin Siyasi Talepler!

Barış, ancak somut siyasi adımlarla sağlanabilir. Hükümetler, ırkçılığı, milliyetçiliği ve dini ayrımcılığı sadece kınamakla yetinmemeli, bunları gerçekten önleyici politikalar uygulamalıdır.

Halk olarak taleplerimiz:
• Etnik temizlik yapan veya savaş suçlarını tolere eden ülke ve gruplara hiçbir destek verilmemelidir.
• Etnik ve dini azınlıklar için kalıcı koruma mekanizmaları oluşturulmalıdır.
• Servet adaletsizliğini önleyecek bir ekonomi modeli benimsenmelidir.
• Eğitim, ırkçılığa ve fanatizme karşı en etkili araç olarak yaygınlaştırılmalıdır.
• Diplomasi, kısa vadeli güç hesapları için değil, kalıcı barış için kullanılmalıdır.

Umudu Kaybetmek Yok – Herkesin Sorumluluğu Var!

Evet, bazen değişim zor görünebilir. “Zaten hiçbir şey değişmez” demek kolaydır. Ancak bu düşünce, savaşları sürdürenlerin ve nefreti körükleyenlerin işine gelir.

Değişim kendiliğinden gelmez – adalete inanan ve harekete geçen insanlara ihtiyaç duyar.

Sevgi, saygı ve hoşgörünün sadece sözde kalmadığı, gerçekten yaşandığı bir dünya için birlikte mücadele edelim!”

Plattform für Demokratie und Vielfalt in OWL

AABF – Alevitische Gemeinde Deutschland K.d.ö.R

Alevitische Kulturgemeinde Bielefeld u. Umgebung e. V.

Alevitischer Kulturverein Bad Salzuflen und Umgebung e.v

Aleviten Gemeinde Bünde e.V.

Aleviten Gemeinde Herford und Umgebung e.v.

Demokratischer Alevitischer Kulturverein Gütersloh e. V.

A.K.M. Alevitische Gemeinde e.V. Rheda-Wiedenbrück

Alevitische Kulturverein Kreis Bielefeld e.V.

Föderation arabischer Aleviten in Europa (AAAF) e . V., Neuss

FEDA-Demokratische Aleviten Föderation – Bielefeld

Alawiten Kulturverein in Ahaus u. Umgebung e. V.

Grafschaft Bentheim u. Umgebung Ehl-i Beyt e. V.

NAV-YEK – Zentralverband der Êzîdischen Vereine in Deutschland e.V

Dachverband der Ezîdischen Frauenkräfte e. V.

Bündnis der Demokratischen Kräfte Deutschland/OWL

Demokratischer ArbeiterInnen und StudentInnen Verein in Bielefeld und Umgebung e.V..

Haber : alevihaberagi.com

 

kıbrıs emlak